IŞİD’in merkezi yapısında yaşanan ideolojik gerilim, örgüt içinde ciddi bir bölünmeye yol açmıştı. Ebubekir el-Bağdadi’ye doğrudan bağlı olan Temsilciler Komitesi’nin yayınladığı tartışmalı belge, örgütün tekfir anlayışını sertleştirerek iç tartışmaları alevlendirmiş, sonuç kimsenin beklemediği gibi olmuştu!
17 Mayıs Belgesi ve Yıkıcı Etkileri
IŞİD’in üst düzey karar alma mekanizması olan Temsilciler Komitesi, Mayıs 2017’de yayınladığı bir bildiriyle, örgütün dini yorumlarında radikal bir sertleşmeye gidilmesini emretmişti. “Yok Olanlar Nass (Kanıt) Üzere Yok Olur, Yaşayanlar Nass Üzere Yaşar” başlıklı belge, özellikle tekfir (bir Müslümanı dinden çıkmış sayma) konusunda daha katı bir tutum benimsiyordu.
Bu belge, IŞİD içinde zaten var olan ideolojik ayrışmayı derinleştirdi. Örgütün bazı üyeleri, bu kadar sert bir tekfir politikasının Müslümanlar arasında gereksiz düşmanlık yaratacağını savunurken, radikal kanat ise her türlü uzlaşmayı reddetti.
Tepkiler ve İç Çekişme
Belgenin yayınlanmasının ardından, IŞİD’in önde gelen isimlerinden Türki el-Binali açıkça karşı çıktı. El-Binali, bu belgenin “sonsuz bir tekfir sarmalı” başlatacağını ve örgütün meşruiyetini zedeleyeceğini savundu. Ancak onun bu itirazları uzun sürmedi; Eylül 2017’de Suriye’nin Mayadin kentinde bir hava saldırısında öldürüldü.
Öte yandan, El-Kaide de bu tartışmaya dahil oldu. Örgütün yayın organı Masra dergisi, IŞİD’in “aşırılık yüzünden İslami ölçülerden saptığını” iddia ederek, Temsilciler Komitesi’nin “dini otoriteyi aştığını” öne sürdü. Hatta bazı IŞİD üyelerinin, İbn Teymiyye gibi köklü bir İslam alimini bile tekfir ettiği iddiaları ortaya atıldı.
Bağdadi’nin Müdahalesi ve Belgenin Geri Çekilmesi
Yaşanan kriz üzerine, Ebubekir el-Bağdadi devreye girerek, Temsilciler Komitesi’nin yayınladığı belgenin “tahrif edildiğini” ve “gerçekleri çarpıttığını” ilan etti. 15 Eylül’de yapılan açıklamada, örgüt üyelerinden “eski kaynaklara dönmeleri” istendi.
Bu açıklama, IŞİD’in içinde ciddi bir otorite krizine işaret ediyordu. Temsilciler Komitesi gibi üst düzey bir birimin yayınladığı belgenin geri çekilmesi, Bağdadi’nin mutlak otoritesinin sorgulanmasına yol açtı.
Sonuç: IŞİD’in Geleceği ve İdeolojik Bölünme
Günümüz Perspektifi: IŞİD’in Mirası ve Radikalizmin Evrimi
Bugün itibarıyla IŞİD’in fiziki varlığı büyük ölçüde kırılmış olsa da, 17 Mayıs krizinin ortaya çıkardığı “aşırılık içinde aşırılık” paradoksu, modern cihatçı hareketlerde hâlâ yankı buluyor. Özellikle Afrika’nın Sahel bölgesinde faaliyet gösteren yeni nesil radikal gruplar, benzer iç çatışmalarla mücadele ederken, IŞİD’in düştüğü ideolojik tuzaklara düşmemeye çalışıyor. Bu tarihi kırılma, terörle mücadelede “fikri arka planın” ne denli kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.




