Saruhan Xhezairi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “Delirten Alınganlık: İlişkilerde Sürekli Üzerine Alınan İnsanlar”

“Delirten Alınganlık: İlişkilerde Sürekli Üzerine Alınan İnsanlar”

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

– Yüzün Buraya Kayıyor, Farkındasın Değil mi?

Saklıbahçe Lokantası’nın en köşe masasında oturuyordu. Limonlu sumak sosuna bulanmış soğan salatasını itinayla tabağın kenarına itmişti. Tabağında yalnızca ızgara palamut vardı; ama sanki masadaki herkes onun iştahsızlığını konu ediyor gibi davranıyordu. Bir kahkaha duysa, “kesin bana gülüyorlar” diyordu. Masadakiler “sen” demediği halde her cümleyi üzerine alınıyor, sonra da “beni küçümsüyorlar” diyerek surat asıyordu. Sonra sessizce kalktı. Ardından gönderdiği mesaj: “Bir daha bu masada olmayacağım. Siz zaten beni istemiyorsunuz.”

Lokantadakiler ne olduğunu anlamadan, bir kişi daha hayata küsmüş oluyordu.


Konu: Aşırı Alınganlık – Kişiselleştirme Eğilimi

Psikolojide bu davranış biçimine kişiselleştirme denir. Karşınızdaki kişinin herhangi bir sözünü, davranışını, hatta suskunluğunu bile üzerinize almak… Sürekli dış dünya tarafından tehdit ediliyormuş gibi hissetmek. İnsan ilişkilerini bir tür savaş alanı gibi görmek. Oysa çoğu zaman insanlar sizinle değil, kendi dünyalarıyla meşguldür. Bu alınganlık hali, kişinin özgüven eksikliğinden ya da geçmişteki eleştirel ortamların bıraktığı izlerden kaynaklanabilir.


Psikolojik Mekanizma

Kişiselleştirme, sıklıkla “bilişsel çarpıtma” kategorisinde değerlendirilir. Yani gerçekliğin kişinin içsel algılarıyla çarpıtılması durumu. Alıngan bireyler, bir ortamda geçen nötr ya da genel bir ifadeyi bile tehdit olarak yorumlar. Bu çarpıtmalar çoğunlukla çocuklukta şekillenir: “Senin yüzünden oldu!”, “Uslu dursaydın herkes mutlu olurdu!” gibi cümlelerle büyüyen biri, her şeyin sorumlusu olduğuna inanabilir.


Vücut Sağlığına Etkisi

Sürekli tetikte yaşamak, vücudu hiperarousal durumuna sokar. Yani adrenalin ve kortizol salgısı kronik hale gelir. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasına, uykusuzluğa, sindirim sorunlarına ve hatta erken yaşlanmaya sebep olabilir. Beden, sürekli savaş ya da kaç halindedir. Ne yazık ki bu hal yalnızca ruhu değil, hücreleri bile tüketir.


Peki Ne Yapmalı?

  • Her cümlede kendinizi aramayın. İnsanlar düşündüğünüz kadar sizi düşünmüyor olabilir (bu kötü bir şey değil).
  • Duygusal tepkilerinizi erteleyin: “Bu konuda biraz düşüneyim” demek, hemen küsüp geri çekilmekten daha olgundur.
  • Düşüncelerinizi sorgulayın: “Gerçekten böyle mi, yoksa ben mi öyle algılıyorum?
  • İç sesinize dikkat edin: Eğer hep suçlayıcıysa, değiştirmeyi öğrenin.
  • Gerekirse bir uzmandan destek alın. Bu bir zayıflık değil, bir farkındalıktır.

Toplumdaki Etkileri

Aşırı alınganlık, iletişimi sabote eder. Bu kişiler hem çevreleriyle hem de toplumla bağ kurmakta zorlanır. Siyasi, sosyal ya da kültürel düzeyde de kendini gösterir: “Bize laf mı soktular şimdi?”, “Bu paylaşım kesin bize gönderme!” gibi yorumlar çoğaldıkça kamusal zemin yıpranır, ortak anlamlar kurmak zorlaşır. Toplumlar da alıngan bireyler gibidir; içine kapanır, gücenir, darılır ve gelişemez.


Saruhan’ın Notu:
“Her şakayla sizi hedef almazlar. Bazen dünya, sizinle hiçbir ilgisi olmayan bir şeye gülüyordur. Üzerinize alınmak yerine, omzunuzdan bir şey(!) silkeleyin.”

“Delirten Alınganlık: İlişkilerde Sürekli Üzerine Alınan İnsanlar”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter