Eski boksör komşum bu sabah, yüzüne bir tokat yemiş gibi duruyordu. Ama yüzünde en ufak bir iz yoktu.
Ona ne olduğunu sordum.
“Karım dün bana baktı, sonra hiçbir şey söylemeden odayı terk etti,” dedi.
Devam etti:
“Bana öyle hissettirdi ki… Sanki ben onun hayatındaki bütün sorunların sebebiyim.”
Duraksadı.
“Belki de öyleyim…”
Sonra kafasını yere eğdi.
Ben sessiz kaldım.
Çünkü bazen insanlar hiçbir şey söylemeden, seni kendinden soğutacak kadar çok şey anlatabilir.
Manipülatif Kişilik Bozukluğu Nedir?
Manipülatif kişilik bozukluğu, bireyin başkalarının düşünce, duygu ve davranışlarını sistematik biçimde kendi lehine yönlendirme eğilimidir.
Bunun için suçluluk, utanç, kurban rolü, abartılı övgü ya da tehdit gibi araçlar kullanılır.
Kimi zaman şefkatle, kimi zaman pasif agresiflikle…
Bu kişiler için önemli olan, haklı olmak değil; haklıymış gibi görünmektir.
Gerçek değil, algı yönetirler.
Taktikler: Sessizlik, Duygusal Geri Çekilme, Kurban Oyunu
- Bir şey ters gittiğinde susarlar. Seni kendi şüphenle baş başa bırakırlar.
- Seni düzeltmek yerine, sana kendini kötü hissettirirler.
- En sonunda özür dileyen yine sen olursun.
Bu kişiler için ilişkiler bir işleme sistemi gibidir.
Onlar girişe ne koyarsa, çıkışta istedikleri duyguyu almayı beklerler: suçluluk, bağlılık, bağımlılık…
Toplumsal Tehlike: Psikolojik İstismar Kültürü
Manipülatif kişilikler sadece bireyleri değil, sistemleri de sabote eder.
- Ailelerde anne/baba rolünde görülür: “Ben senin için hayatımı mahvettim.”
- İşyerinde: “Beni görmezden geliyorsunuz ama hep sizin için uğraşıyorum.”
- Siyasette: “Bizi eleştiriyorsunuz ama biz olmasak siz olmazdınız.”
Bu tarz yapılar, toplumu rasyonel diyalogdan uzaklaştırır, duygusal istismar normalliğe dönüşür.
Sonuç: Sessiz, içine kapanmış, kendinden şüphe eden bireyler ordusu.
Saruhan’ın Notu:
Ben bu sabah birine “sana kırıldım” demek yerine, sadece sessiz kaldım.
O kişi bana dönüp “Sen zaten hep böyle yapıyorsun” dedi.
O an fark ettim:
Manipülasyon bazen sadece bir boşluk bırakmaktır.
Ve insanlar o boşluğu kendi korkularıyla doldurur.
Ben artık kimseyi kırmak istemiyorum.
Ama kendimi tamir etmek için, bazen susanlara bile “duyuyorum seni” demeyi öğreniyorum.
🖋 Bu notu yazan kalem, “Pavlov” adını verdiğim, köpek şeklinde oyulmuş, ceviz gövdeli bir kalemtıraşla açıldı.
Üstünde küçük bir düdük vardı. Üfleyince, herkes sustu!

