O akşam kimse tam olarak neye bozulduğunu anlamamıştı. Masaya gelince yüzünde gülümseme vardı ama sandalyeye oturur oturmaz çatalı ters çevirdi, suyu kendine uzatmalarını bekledi, sessizce “teşekkür etmedi bile” diye homurdandı. Bir ara biri şakayla karışık “Sen yine küstün mü?” deyince, “Ne münasebet canım, neden küseyim ki?” dedi. Ama sesi buz gibi, bakışı -20 derecede sarkıt sarkıt…
Pasif-agresif kişi, duyduğu öfkeyi doğrudan söyleyemez. Onun yerine imalar, alaylar, unutuşlar, geciktirişler ve sessizliklerle karşılık verir. Anlaşılmak ister ama anlatmaz. Kızgındır ama inkâr eder. Küsmez ama küsmüş gibidir. Aslında için için haykırır ama dışarıdan bakıldığında ‘sakin’, hatta ‘nazik’ bile görünebilir.
Bu davranış biçimi çoğu zaman çocuklukta otoriteyle (aile, öğretmen, mahalle abisi) sağlıklı bir ilişki kuramayan bireylerde şekillenir. Duygularını ifade etmenin tehlikeli ya da değersiz olduğu öğretilmiştir. Sonra büyür… ve sessiz intikam sanatçısına dönüşür.
Pasif-agresif birey:
- Sorumluluk almak istemez ama “anlaşılamadığı” için kırgındır.
- Size yardım edeceğini söyler ama unutup işi sabote eder.
- Bir şeye kızar ama bunu açıkça söylemek yerine surat asar.
- Övgüyü sever ama başkasının başarısını “Şans işte” diye küçümser.
Bu kişiyle yaşamak, her gün görünmeyen bir dikenli tarlada yürümek gibidir. Ne zaman neye bozulduğunu kestiremezsiniz ama bozulduğunu hissedersiniz. O ise hep masumdur: “Ben bir şey demedim ki…”
Toplumsal Yansıması:
Bu tavır yaygınlaştıkça, açık iletişimin yerini imalı konuşmalar, pasif direnişler, üstü kapalı iğnelemeler alır. Ailede, iş yerinde, ilişkilerde biriken öfke içten içe paslanmış bir demir gibi çatırdamaya başlar. Herkes gergindir, kimse tam olarak nedenini bilmez.
Unutmadan:
Pasif-agresif davranış bir kişilik bozukluğu değil, bir iletişim biçimidir. Farkına varıldığında ve açık iletişim becerileri kazanıldığında değiştirilebilir. Ama kabul etmek, anlamaktan da zordur bazen…
PASİF AGRESİF
– Kırmadan Kıranlar Kulübüne Hoş Geldiniz –
“Yani kırıldım ama belli etmemem gerekiyordu çünkü zaten senin anlaman gerekiyordu. Anlamadıysan, anlama kapasiten yok demektir. Ve ben bu yüzden biraz daha içime çekiliyorum, ama sebebini söylemeyeceğim. Çünkü söylememe gerek yok, sen hissetmeliydin. Hem neden ben hep anlatan oluyorum?”
Bir sabah uyandığınızda biri size küs olabilir. Sebep mi? Onu sizden iyi kimse bilmiyor. Hatta o bile bilmiyor. Ama siz mutlaka bilmelisiniz. Çünkü pasif agresif bir birey için suçlu her zaman karşısıdır; o sadece kırılmıştır. Hem de en rafine yerinden.
KISACA NEDİR?
Pasif-agresif davranış, duygularını doğrudan ifade etmeyen ama kızgınlık, içerleme ve kırgınlık gibi duyguları dolaylı yollarla dışa vuran kişilerin başrol oynadığı bir tiyatro oyunudur. Karakterler genellikle:
- Geciktirir.
- Unutur gibi yapar.
- Söylenmez, ama içerlenir.
- Onaylamış gibi yapar, sabote eder.
- “Ben bir şey demedim ki” cümlesine madalya takar.
GÖRÜLDÜĞÜ YERLER
- Sessizce kurulan aile sofraları.
- “Benim için fark etmez” deyip sonra surat asan arkadaş ortamları.
- “Ben sana kırıldım ama senin anlaman gerekiyordu” cümlesinin yankılandığı ilişkiler.
- İş yerinde, “Tabii ki yaparım” deyip işi aksatan çalışanlar.
- Grup WhatsApp konuşmalarında aniden kaybolan bireyler.
TEŞHİS ETTİĞİMİZ VAKALAR
- Öğretmen: “Sınav kolaydı ama yapan olmadı.”
- Sevgili: “Ben istemedim zaten gelmeni.”
- Anne: “Hiçbir şeyim yok.”
- Patron: “Elbette kendi takdirin, ama biz senin yerinde olsak farklı yapardık.”
(Sonraki hafta kıdem indirimiyle işten çıkarılır.)
TOPLUMSAL TEHLİKESİ
Pasif-agresiflik bulaşıcıdır. Karşınızdaki kişiyi kendisinden şüphe ettirir. Suçlu hissettirir. İletişim kesilir. Toplum; pasif-agresif bireylerin elinde sessiz ama yoğun bir depresyon bataklığına dönüşebilir. Sonunda herkes küs, ama kimse neden küs olduğunu bilmez.
SARUHAN XHEZAİRİ NOTU:
Pasif-agresif insanlar, barışçıl görünümlü çatışma mühendisleridir. Savaşı başlatır, sonra barış elçisi rolüne bürünürler. Zihinlerinin kuytu köşelerinde hep bir ‘ama ben demiştim’ saklıdır.
KENDİNİZİ KORUYUN:
- Açık iletişim.
- Sınır koyma.
- Pasif agresife karşı pasif kalmamak.
- Anlamaya çalışmak değil, netlik istemek.
- “Bir şeyin yoksa, gerçekten yokmuş gibi davranırım” cümlesini hayat felsefesi yapmak.

