Soru: Süreyya Bey, merhaba. Hukuk araştırmalarınızı yıllardır takip edip faydalanmakla birlikte sizin “deve kuşları” ve “Türkiye’deki pilavlık pirinçler” konusuna olan hususi ilginize ve entelektüel tavrınıza da hayranım. Geçen yazılarınızdan yola çıkarak “Zimmet Suçları” hakkında sormak isterim, kamu personelinin yıllık izninde kamu aracıyla memleketine gidip tatil yapması zimmet suçuna girer mi?
Merhaba sevgili okurum, değerli vatandaşlarım… Herkese pirinç taneleri gibi bereketli günler dilerim.
Öyle bir soru sormuşsunuz ki, cevabı için devlet dairesinde en az üç masa ve iki kahve gerekir. Bir de deve kuşu. Neden mi? Açıklayayım.
Evvela itiraf edeyim: Bu satırları okuyanlar arasında benim pirinçle olan ilişkimi bilenler vardır; ama deve kuşlarıyla olan münasebetim hâlâ tam anlaşılamadı. Deve kuşları, tıpkı bazı kamu görevlileri gibi, hem koşar gibi yaparlar hem de uçamazlar. Ama devletin arabasını alıp memleketine “uçmuş” gibi giden birileri varsa… Orada biraz durmak lazım.
Zimmet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 247. Maddesi’nde düzenlenmiştir. Ve bu suç yalnızca “kamu görevlisi” tarafından ve ancak “görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş mal” üzerinde işlenebilir. Aracın tahsisi görev gereği değilse, hele bir de “hadi ailece köye gidelim” minvalinde kullanılıyorsa, evet, bu artık sadece bir “etik ayarsızlık” değil; potansiyel bir zimmet suçudur.
Hukuken ne olur?
Eğer bu kullanım, görev dışıysa ve hele ki bu araçla tatil beldesine, köye, kuzenin sünnetine ya da dayının pancar tarlasına gidilmişse, görevle ilgisi kesildiği için araç artık “kişisel fayda”ya tahsis edilmiş olur. Bu da “zimmet” suçunun maddi unsuruna girer. Tabii burada “kast” da önemli. Yani kişi, bu aracı “bilerek ve isteyerek” bu amaçla kullanmış mı? Çünkü zimmette “kasıt” şart.
Şayet:
Diyelim ki kişi, görevli olduğu bir ilçeden memlekete “yol üstü” uğradı. Yakınlarına da devletin şefkatini göstermek istedi (!). Aracı iade ettiğinde deposunu da doldurduysa, acaba “zarar yok ki, ne olacak?” mı deriz? Eh, öyleyse her memur “memleket yolu üstü” diye bir yerlere uğrasa, devlet araçları yaz boyu plaj otoparklarında güneş yanığı olur.
Bu gibi araç sever memurların arabayı değil, devleti özel mülk gibi görmesi esas sorun. Hatta öyle ki bazıları o araçla sadece memlekete değil, düğün konvoyuna, çeyiz taşımaya, hatta nişan bohçasına bile gitmiş. Bazı vakalarda gelinin çeyizi memurun zimmeti, arabanın bagajı da delil klasörü olmuş. Buyur buradan yak!
Kapatıyorum… Kaaa-Paaat-Tım:
Bakınız sevgili dostlar, kamu aracı kamu malıdır. Aynen pilavlık pirinç gibi… Nasıl ki devlet ihalesinde pirinç alıp eve götüren memura “hayır lokması bu” demiyoruz, devlet arabasıyla tatil yapan kişiye de “kısmet kuşu” muamelesi yapamayız.
Zimmet suçu insanın hezimetidir…

